ss

Sokakları, Taş Evleri, Sörfü ve Festivalleri İle...

Alaçatı'nın taş evleri ve Arnavut kaldırımlı dar sokakları büyüleyeci bir atmosfer yaratıyor. Son zamanlarda, tarihin yorgunluğunu taşıyan bu evler birer birer aslına uygun olarak restore ediliyor. Taş duvarlı, ahşap cumbalı, kırma çatılı evlerin birbirine neşe ile dayandıkları sokaklar, birçok sanatçıyı da içerisinde barındırıyor. Sanat galerileri ve atölyelerde seramik, cam ve resim çalışmalarına katılabilirsiniz.

Cumartesi günleri çok çeşitli ürünlerin bulunduğu pazar kurulmakta. Taze sebze ve meyvenin onlarca çeşidinin sunulduğu bu zengin pazarda, enginarların mor çiçeklerinden, kabak çiçeklerinin çılgın turuncusuna kadar pek çok güzellikle buluşabilirsiniz. Giyim ve yerli dokuma pazarında ise, yöresel çizgilerle bezenmiş,  hanımların el emeği olan renkli iğne oyalarını bulabilirsiniz. 

Alaçatı genelde yerli turistler tarafından bilinse de hemen yakınlarındaki Yunan adalarından, özellikle de Çeşme’nin Sakız Adasından günübirlik turistlerin akınına uğramakta. Günün herhangi bir saatinde, her yerde Yunanlı turistlere rastlamak mümkün. Özellikle Alaçatı pazarına oldukça ilgi gösteriyorlar.

Ayrıca,  Meryem Kilisesi ve Cami avlusunda bulunan pazarda,  özellikle çeyiz sandıklarından çıkan işlemeli ev ürünleri ve antik takılar büyük ilgi görmekte. Alaçatı’nın dar sokaklarından Hacı Memiş’e doğru inerken antika dükkanlarında ve butiklerde alışveriş edebilirsiniz. Size küçük bir öneri; Cumartesi günü pazara gidip yöreye özgü sepet peyniri, çekiçte zeytin, kavun ve limon alın. 

Alaçatı girişinde bulunan tarihi Rüzgar Değirmenlerinin altında, günlük sütten yapılan limon ve karadut dondurmasını, ayrıca Çeşme’ye özel ekmek hamuru ile yapılmış kumrusunu, Kemal Paşa Caddesine indiğinizde haşlanmış süt darı ve salatalık turşusunu denemeden Alaçatı’dan ayrılmayın..