ss

Sokakları, Taş Evleri, Sörfü ve Festivalleri İle...

Lokasyon...

Çeşme ’ye bağlı Alaçatı, İzmir’e yaklaşık 70 kilometrelik mesafede. Batısında Çeşme, doğusunda Urla’ya komşu. 3 km güneyinde sörf tutkunlarının göz bebeği plajı, 2 km kuzeyinde ise Ilıca yer alıyor.

Doğal Kaynaklar ve Tarım…

Beldenin batısındaki Karadağ sönmüş yanardağının etkisiyle zengin termal kaynaklara sahip. Termal su, içeriğindeki değişik oranlarda minerallerle sağlığa faydalı ve tedavi edici özellikte.  Termal su ve özel bitkilerin karışımı ile hazırlanan bitki banyoları, vitamin eksikliğine bağlı kemik, eklem ve iskelet sistemi rahatsızlıklarına çok iyi geliyor.

Yörenin topraklarında özellikle zeytin, anason, soğan, limon ve enginar üretiliyor. Alaçatı’da koruma altındaki sakız ağaçları dikkatinizi çekecek.  

Otelimizin Adını aldığı Kapari bitkisi ve şifalı otları da doğada bolca bulabilirsiniz. 

Tarihte...

Antik dönemde adı ‘Agrillia’ olan ALAÇATI, Batı Anadolu tarihinde ‘İonia’ diye adlandırılan ve Gediz nehrinden başlayıp Büyük Menderes Irmağına kadar uzanan bölgenin tam merkezinde.

19. yüzyılın başlarında, fırtınaya tutulan Hacı Memiş Ağa ve efradının tekneleri küçük bir limana sığınır. Bölgenin dost ve güler yüzlü insanları, kim olduğunu bilmedikleri bu kişileri tüm içtenlikleriyle konuk ederler. Bu tanımadıkları kişi bir dönem sadrazamlık görevi de yapmış Mimar Hacı Memiş Ağa’dır. Hacı Memiş, kısa bir süre sonra bölgenin en büyük sıkıntısı olan bataklığın kurutulması çalışmalarına başlar.

 Çevre adalardan getirilen Rum işçilerle bataklık kurutulur, dere kenarlarına duvar örülür. Rum işçiler bölge halkı ile kaynaşıp Alaçatı’ya yerleşir ve bölgenin temiz ve bol rüzgarlı havasının biçimlendirdiği tarım koşullarına uygun tarıma başlar. Bağlar düzenlenir, zeytin, incir, badem yeşerir, sakız kokusu etrafı sarar.

 Üretilen hurma zeytin, kuru üzüm ve badem liman yoluyla yurt dışına satılır. Taş duvarlı, ahşap cumbalı, kırma çatılı evlerin birbirlerine neşeyle dayandıkları sokaklar sıralanır. Mahalleler kurulur. O zamanların Alaçatı insanları, limanlarına sığınan Hacı Memiş’in liderliğinde yalnızca yaşamlarını kurmadılar, yıllar sonra, dünyanın her yerinden merakla gelip, hayranlıkla ayrıldıkları mükemmel bir beldenin de temelini attılar.

Festivaller…

  • Ot Festivali (Mart Sonu), 
  • Kaybolan Lezzetler (Mayıs), 
  • Uçurtma Festivali (Nisan), 
  • Balık Festivali (Ekim), 
  • Şarap Festivali, 
  • Dünya Sörf Turnuvası (Ağustos)

Rüzgarın Altındaki Sörf Cenneti…

Hiç dinmeyen rüzgarına rağmen dalga almayan limanı ile dünyanın her yerinden gelen sörf tutkunları için gerçek bir cennet. Alaçatı, 1990’larda  yerli ve yabancı turistlerin gözdesi oldu. Kıyı boyunca hafif engebeli tepeleri aşarak çok sayıda sakin koy bulabilirsiniz. Her mevsim rengarenk sörf yelkenlerini izleyebileceğiniz sahiller Nisan- Kasım ayları arasında en yoğun dönemini yaşar.